Ahşap oymacılık ,marangozluk,elsanatlarımız ve diğer ahşap işlerinde kullanılan çeşitli ağaç türlerini,özelliklerini öğrenebileceğimiz T.C.Orman Bakanlığınınhazırladığı ağaç bilgi bankasını sizlere tanıtmak istiyorum.
Türkiye'deki yayılışlarını,özelliklerini,nasıl tanıyacağımızı resimlerininden öğreneceğimiz tanıtım sayfasına ulaşabilmeniz için aşağıdaki ağaç isimlerinin üzerlerine tıklamanız yeterli olacaktır.
Kısa adı İSMEK olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları geleneksel el sanatlarımızı yaşatma ve kursiyerlere meslek edinmeleri için organize edilen kurslar tamamen ücretsiz olup, İstanbul ilçelerindeki merkezlerde kurs hizmeti veriliyor.
İSMEK ’in düzenlediği bu kurslarda mesleki, teknik eğitimin ile kursiyerler meslek edinmektedirler. Kültürel mirasımızın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması ve kursiyerlerin içlerindeki cevherleri ortaya çıkarmaları açısından bu kurslar faydalı olacaktır. Ahşap Oymacılığı kursları bulunan İSMEK’in bu braşla ilgili kurs merkezleri ÜSKÜDAR,ÜMRANİYE VE KADIKÖY ‘dedir.219 Kurs merkezinde 123 branşta eğitim veren kurumun ahşap oymacılığı dışında diğer branşlara örnek verecek olursak;
Ahşap Boyama
Cam Boyama
Cam Süslemeciliği
Mozaik
Örücülük
Resim
Rölyef
Seramik
Telkari
Vitray
Filografi
Folyo
Diğer branşlar ve kurs merkezleri ile ilgili ayrıntılı bilgileri İSMEK ’den öğrenebilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi alabileceğiniz site linki------- >>>>KURS BİLGİLERİ
Kaynak : İSMEK
Cumartesi, 26 Haziran 2010 14:27 tarihinde güncellendi
Beyşehir Eşrefoğlu Cami
Yazar Administrator
Pazartesi, 26 Nisan 2010 02:00
Selçuklu Devleti'nin hükümdarı olup, o dönemde Beyşehir ve çevresi Türkiye Selçukluları'nın kontrolü altındaydı. Bu sebeple Sencer'in yöremizde doğrudan camii yaptırmış olması pek olası değildir. Kim bilir belki de cami bu şekliyle yapılmadan önce yine oralarda küçük bir mescit yapılmış olabilir. Ama öyle olsa bile bu yukarıdaki iddiaya güç kazandırmaz.
Caminin inşa tarihiyle ilgili bu tespitlerden sonra yapılan tarzı ve dış görünümü üzerinde duralım. Eser Türk taş ve ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Yusuf Akyurt'a göre camide yabancı karakteri yoktur ve Türklerin övünebilecekleri nadir eserlerdendir.
Kuzeyden güneye doğru uzanan dikdörtgen bir plan üzerine inşa edilmiştir. Ancak kuzeydoğu köşesi içeriye doğru eksiltilerek düzenlenmiştir. Bu kesik, yapının genel görüntüsündeki dikdörtgen özelliğini bozar.
Burada camii planı ile yol arasında bir uyum sağlanmış olabilir. Öte yandan caminin bu köşesine yapılmış olan türbeyi de dikkate almak gerekir. Eşrefoğlu Camii 1900, 1934, 1937, 1941, 1956, 1962, 1965, 1968 yıllarında onarımlar görmüş, 1996 yılındaki harimindeki zemini açılarak, demir ve beton kirişlerle takviye edilmiştir. Yapıda bozulmaların en yoğun yaşandığı yer kuzey cephede yer alan taç kapıdır. İç kısımda ve mukarnasları oluşturan taşlarda bozulmalar çok fazladır.
Yenilenmeyen taşlar kirli görünümdedir. Bu kirlilik taşların yüzeyinde oluşan jips maddesinden kaynaklaşmaktadır. Ahşap malzemenin de bozulduğu noktalar vardır. Ahşap liflerinin hastalanarak mukavemetinin azalması bozulmanın temel sebebidir. Havanın oksijeni ile uzun süre temas eden bir ahşap yavaş yavaş kül rengini alır. Bu renklenme rüzgardan, yağışlardan, oksijenden, karbon asitinin ahşap hücresini asitlemesinden ileri gelir.
Camiyi fiziksel ve kimyasal etkenlerin verdiği zarardan korumak için bir dizi tedbir alınmalıdır. Bu tedbirler alınırken de bilimsel yöntemler uygulanmalıdır. Çini bölümlerin bakımı ve yenilenmesiyle ilgili çalışmalar proje aşamasındadır.
Cumartesi, 22 Mayıs 2010 23:19 tarihinde güncellendi
12.500 USD Ahşap Boğa Heykeli
Yazar Administrator
Cuma, 23 Nisan 2010 02:00
19. Yüzyıldan günümüze kadar gelen eşi benzeri olmayan muhteşem bir sanat eseri olan ahşap oyma kısa tüylü Alman boğası 12.500USD fiyatı olan heykel son kırk yıldır aynı kişinin elinde bulunmaktadır.Mermer kaide üstüne monte edilmişolan ahşapoyma heykelin detaylı bilgi için resmin üstündeki linke tıkmanız yeter.
Cumartesi, 22 Mayıs 2010 23:24 tarihinde güncellendi
Lületaşı
Yazar Ergun Öz
Cuma, 23 Nisan 2010 02:00
Eskişehir ilimiz ile adı özdeşleşmiş olan Lületaşı, işletmeciliği ve Cumhuriyet döneminde yetişen Eskişehir ’li ustaların tasarım, yaratıcılık ve deneyimleri ile meydana çıkardıkları eserleri el sanatlarımıza vereceğimiz en iyi örneklerden biridir.
Aslen Eskişehir ’li olmamdan dolayı bu el sanatımızı tanıtmamda öncelik tanıdığımı itiraf edebilirim. Lületaşı Eskişehir ilinin batısında, kuzeydoğusunda ve güneybatısında bulunan sahalarda yüzeye 300 metreyi aşan derinliklerde başkalaşım katmanlarında dağınık yumrular halinde rastlanmaktadır. Oluşumu sağlayan reaksiyonlar dolayısıyla, Lületaşı yeraltında ıslak halde bulunur. Çok ince gözenekli yumuşak dokuya, beyaz veya beyaz tonlarına sahiptir.
Eskişehir yöresinde yapılan arkeolojik çalışmalardan elde edilen bilgilere göre Lületaşının yaklaşık beş bin yıl öncesinden bilindiği ve değişik amaçlar için kullanıldığı tespit edilmiştir.
Çok hafif ve gözenekli yapısından dolayı Lületaşı kurutulduktan sonra tekrar neme veya herhangi bir gaza maruz kalırsa gazı, nemi büyük ölçüde emer.
Tekrar kurutulduğunda bünyesinde nemin veya gazın içindeki artıkları bünyesinde tutar. Bu temel özelliğinden dolayı Lületaşı çok uygun bir pipo malzemesidir. Tütün içme alışkanlığının yaygınlaşmasından sonra en kıymetli pipoların yapımında kullanılmasıyla dünyada tanınmaya başlanmıştır.
Zarif narin yapısıyla tamamen özgün malzeme olan Lületaşı artık sadece pipo yapımında değil, estetik değeri yüksek birçok görsel tasarımlarda kullanılmaktadır.Örnek verecek olursak kadınlarımızın kullandıkları kıymetli takı tasarımları,biblo olarak evlerimizde sıkça nadide bir eser olarak kullanılmaktadır.
Yeraltından çıkarılan Lületaşı yumruları bünyesindeki nemi kaybetmediği sürece kolay işlenir. Yapılacak eserler taşın doğal şekline göre tasarlanarak işletmelerin mümkün olan en az fireyi vermesi sağlanır. Genellikle ustaların yetenek, deneyim ve tecrübelerini kullanarak tasarladıkları eserler üzerindeki çalışmaları uzun zahmetli, sabır gerektiren keyifli bir el sanatıdır.
Ustalar kendilerince hazırlanan bıçak ve benzeri araçları kullanarak modelleri ortaya çıkartırlar. Her usta kendilerine mahsus elliye yakın alet kullanmaktadır.Uzun süreli model çalışmalarında sertleşen taş tekrar suya batırılarak yumuşatılır.
Tasarlanan biçimde işlenen lületaşı daha sonra kurutulur ve çok ince zımparalanır. Tamamlanan lületaşı eserler beyazlaştırılmış ve yeteri kadar ısıtılmış balmumuna batırılarak cilalanır. Balmumu emdirilen lületaşı daha sonra ovularak parlatılır.
Ergun Öz
Pazar, 01 Ağustos 2010 10:27 tarihinde güncellendi