Meyve çekirdeği oymacılığı, Çin'in halk arasındaki geleneksel mini oymacılık tekniklerinden biridir. Bugünkü programımızda sizlere bu halk sanatını tanıtacağız.
Çin'in Ming ve Qing hanedanları döneminde, normal büyüklükteki heykel oymacılığında büyük gelişme görülmezken, küçük heykeller ve el sanatları ürünlerinde çeşitlenmeler olmuştur. Mini oymacılık işte bu dönemde gelişmeye ve yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunun bir örneği olan meyve çekirdeği oymacılığı da teknik bakımdan yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.
Yine bu dönemde, Çin'in Jiangsu ve Zhejiang bölgelerindeki memur ve işadamları arasında bambu, ahşap ve fildişi gibi malzemelerin oyulmasıyla ortaya çıkan eserler moda haline gelmiştir. İnce işçilik gerektiren meyve çekirdeği oymacılığı zamanın gözde eserleri arasına girmiştir. Ming hanedanının ilk döneminde ana malzeme olarak şeftali ve kayısı çekirdekleri kullanılıyordu. Halk arasında şeftali çekirdeği daha çok tercih ediliyordu. İnsanlar, şeftali çekirdeğiyle yapılan oymaları, "uğursuzluktan korunmak" amacıyla yanlarında taşıyordu. O dönemden günümüze kalan bu eserlerin çoğunluğunu, Qing hanedanının ilk dönemlerinde zeytin ve şeftali çekirdeklerinden oyulmuş kayık ve insan figürleri oluşturuyor.
Ming hanedanında şeftali ve kayısı çekirdeklerinden oyulan figürlerin başında tanrılar, halk arasında uğursuzluktan koruduğuna inanılan kutsal hayvanlar ve uğur sayılan eşyalar geliyor. Bu güzel eserler, süsleme amacıyla giysi ve yelpazelerin üzerine asılıyordu.
Qing hanedanının ortasından itibaren, daha çok zeytin çekirdeği ve ceviz kabuğu tercih edilmeye başlamıştır. Özellikle aydınlar ve zenginler tarafından sevilen bu oymalar, elden düşmeyen oyuncaklar olmuştur. Çekirdek oymacılığının özelliği, küçücük bir çekirdeğin üzerinde karmaşık konular işlenmesi ve üstün bir oyma tekniğinin yansıtılmasıdır. Örnek olarak şiirler, balıkçılar, çiçek sepetleri ve Budizm tanrılarının figürlerini verebiliriz. Bu anlamda, Jiangsu eyaletinin Suzhou ve Yangzhou kentleri, Shandong eyaletinin Weifang kenti ve Guangdong eyaleti gibi bölgelerdeki çekirdek oymacılığı, kendine has özellikler taşır.
Qing hanedanı döneminde yaşamış olan Qiu Shan, meyve çekirdeği oymacılığı alanında tanınmış bir sanatçıydı. Ancak günümüze ondan çok az eser kalmıştır. Guangxu döneminde yaşamış Du Guilan ise ince tekniğiyle bilinen bir başka ustadır. Çin eski Başbakanı Zhou Enlai'ın, 1955 yılında yaptığı yurt dışı gezisinde bir yabancı lidere verdiği hediyelerden biri, işte bu ustaya aittir. Çekirdek oymacılığı Çin'de kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediyor. Jiangsu kentinin Wu ilçesindeki Chen Suying de Du Guilan'den sonra en tanınmış çekirdek oymacılığı ustası olarak kabul edilmektedir.
Günümüzde, ince işçilik ve üstün oyma tekniği gerektiren çekirdek oymacılığı eserleri yine koleksiyoncuların gözdesi olmaya devam ediyor; bu eserlerin değeri ise giderek daha da yükseliyor.??
Doğu Anadolu'nun en büyük kenti olanErzurum, M.Ö. 4900 yıllarında kurulmuş. Bu topraklar, tarih boyunca Urartular, Kimmerler, İskitler, Selçuklular, Bizanslılar, Sasaniler, Moğollar, İlhanlılar, Safaviler gibi birçok medeniyete beşik olmuş. Erzurum ve çevresi, sahip olduğu doğal konum nedeniyle sayısız komutan tarafından işgal edilmiş ve bu şehirden onlarca hükümdar geçmiş. Mili mücadelenin temelleri de 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi'yle atılmış.
Bu derece önemli bir şehir olan Erzurum, bugün sahip olduğu tüm bu tarihi mirası ziyaretçileriyle paylaşıyor. Erzurum'a gelenler sadece kayak yapmıyor, şehrin dokusunda da bir yolculuk yapıyor.
Taşhan, Erzurum'daki kervansarayların en önemlisi. Bir diğer adı da Rüstempaşa Kervansarayı. Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılan bina, bugün çarşı olarak kullanılıyor.
Çarşının üst katında oltu taşı atölyeleri bulunuyor. Dünyada tek Erzurum'un Oltu ilçesinden çıkarılan oltu taşları, bu çarşıda işleniyor.
Oltu taşının bir diğer adı da siyah kehribar. Oltu taşının insan vücudundaki negatif enerjiyi aldığı ve strese iyi geldiği
biliniyor. Dünya kıymetli taşlar kitabında yeri var ama tanıtım eksikliği nedeniyle hak ettiği noktada değil. Bu taşın çıkarılması zor ve rezervi de az ama taş yumuşak olduğu için kolay işlenebiliyor. 1 kilogramından ancak 7 tesbih çıkıyor.
Dünyada sadece Erzurum'un Oltu ilçesinde çıkan ve hediyelik eşya yapımında kullanılan oltu taşı için patent alınmış durumda. Ama en önemlisi, taşın uluslararası ticari alanda tescil ettirilmesi. Eğer oltu taşı tescil ettirilirse, üretim hakları da bize ait olacak. Bu konuda 1989'da kurulmuş olan Oltu Taşı Derneği sıkı bir çalışma yürütüyor.
Zonguldak’ın şirin ilçesiDevrek, bastonculuğu ile tanınmaktadır. Geçmişi 200 yıl öncelere dayanan bir el sanatımızdır. Keten eğirme çıkrıkçılığı ile başlamıştır. El işçiliği özelliklerinden dolayı sanatsal olarak değerlendirilen Devrek Bastonu, 1984 yılında düzenlenen baston festivali ile insanlara ilk defa tanıtılmış ve bu Festival sayesinde Devrek Baston Sanatının günümüze kadar gelmesine yardımcı olmuştur.
Sanatsal ve Kültürel özellikleri ile tanınan Devrek Bastonunun tanıtımının genişletilmesi amacı ile 1989 yılında Baston ve Kültür Festivaline dönüştürülmüştür.1994 yılında Kültür Bakanlığının desteği ile Ankara ve Topkapı Sarayındaki sergilerde tanıtılmıştır.Bugün medyatik tanınırlığına ulaşan Devrek Bastonu önemli devlet adamlarına, sanatçılara hediye edilerek ülkemizin yöresel el sanatının ve kültürümüzün tanıtımında sembol olmaktadır.
Devrek Bastonu sap, gövde ve uç denilen üç bölümden oluşmaktadır. Sap kısmında genellikle Ceviz, Dış budak, Gürgen, Maun, Şimşir, Kayın, Dut gibi sert ağaçların yanı sıra manda boynuzu, gümüş, pirinç ve kemik saplarda kullanılmaktadır.
Devrek Bastonunun gövdesinin ham maddesi yörenin ormanlarında yetişen Kızılcık ağacıdır. Kızılcık ağacı sağlam, dayanıklı, düzgün, pürüzsüz yapısı ve renginin beyaz olması işlenebilirliği nedeni ile tercih edilmektedir.
Pabuç denilen uç kısımda ise genelde manda boynuzu ve son zamanlarda teknoloji ürünü olan Polyamit’ten yapılan uçlar takılmaktadır.
Devrekli ustaların el becerileri, sanatsal, kültürel birikimlerini bastonlarda görünür hale getirmeleri bastonları sırf kullanım amaçlı olmaktan çıkararak koleksiyoncuların ve el sanatları severler için güzel bir objedir.
Devrekli Ustaların ellerine sağlık.
Ergun Öz
Perşembe, 03 Şubat 2011 14:10 tarihinde güncellendi